Bitki beslemede uzman kuruluş
Bitki beslemede uzman kuruluş
Yetiştiricilik Noksanlıklar Ürünler Zararlılar Hastalıklar Konular Havale bilgileri

BİTKİLERDE DEMİR NOKSANLIĞI ve BELİRTİLERİ

(Symptoms of iron deficiency in plants)

Demir noksanlığına maruz kalan yaprakların görünümleri oldukça tipiktir.

En ince damarlar dahi yeşil kalarak bu damarlar arasındaki kısımlarda renk tamamıyla sarıya döner. Genişyapraklı bitkilerde yapraklar adeta sarı zemin üzerinde yeşil bir ağ manzarası gösterirler. Noksanlığın çok şiddetli olduğu durumlarda, damarlar da sararır.

Bazı bitkilerde yapraklarda kahverengi nekrozlar oluşabilir. Noksanlığın çok şiddetli olması halinde yeni çıkan yapraklarda hiç klorofil bulunmadığı için yaprak beyaz bir renk alır. Kimi zaman demir noksanlığı belirtileri magnezyum noksanlığı belirtileri ile karıştırılabilir.

Dikkat edilecek husus magnezyum noksanlığının yaşlı yapraklarda görülmesi, buna karşılık demir noksanlığının ise genç yapraklarda, bitkinin tepe kısımlarında,sürgün uçlarında görülmesidir.

Noksanlığın hafif olması durumunda, en son çıkan genç yapraklar başlangıçta sarımsı yeşil olur. Noksanlık ilerledikçe damarlar arasında renk tamamen sarıya döner. Damarlar ise kesin sınırlarla yeşil kalırlar.

Buğday, arpa, yulaf, mısır gibi Monokotiledon bitkilerin yapraklarında, paralel yeşil damarlar ve aralarda sarı çizgiler yaprak ucundan başlayarak uzanır. Benzer belirti mangan noksanlığında olmakla beraber, mangan sarı - yeşil paralel çizgiler yaprağın orta kısımlarında görülür, uçlardan başlamaz.

Demir noksanlığının çok tipik bir özelliği, yapraklar ne kadar genç ise belirtilerin o kadar şiddetli ve belirgin olmasıdır. Diğer besin noksanlıklarından farklı olarak, demir noksanlığının bir tipik özelliği de, klorozlu yaprakların kolay kolay ölmeden canlı kalmalarıdır. Bununla birlikte noksanlık çok çok şiddetli ise yapraklarda ölme de görülebilir.

Meyve ağaçlarında demir noksanlığı belirtilerinin bazı dallarda görülüp bazılarında görülmemesi de sıkça rastlanan bir durumdur.

Demir noksanlığının karakteristik belirtileri, demirin etkilediği metabolik reaksiyonların bozulmasından, büyüme ve klorofil sentezi için gerekli enerji transferinin kısıtlanmasından kaynaklanır. Demir noksanlığı belirtilerinin çok tipik olması ve bütün bitkilerde birbirine benzemesi, kolay tanınmasını sağlar.

Bununla birlikte, birçok durum da demir noksanlığı ile beraber diğer bazı mikro besin elementlerinin (özellikle çinko ) noksanlığı aynı zamanda söz konusu olabilmekte, bu da tanınmayı güçleştirebilmekte. Yaprak analizleri, önemli ipuçları vermekle beraber, demir noksanlığının teşhisinde kesin bir kriter olarak ele alınması güçtür.

Çünkü birçok halde, demir noksanlığı olan yapraklarla, sağlıklı yaprakların demir kapsamları arasında fark görülmemekte, hatta kloroz yaprakların demir kapsamları daha yüksek çıkabilmektedir. Bu ise yukarıdaki paragraflarda açıklanmış olduğu gibi, demirin bütün formlarının bitkide yararlı olmayışından ileri gelmektedir.

Demir noksanlığı olduğundan kuşku duyulan bir belirtinin, gerçek demir noksanlığı olup olmadığını anlamanın en iyi yolu, Ironu yapraklara püskürtmektir. Kloroz kaybolur veya hafiflerse, belirtileri demir noksanlığından ileri geldiği anlaşılır. 

Demir noksanlığının giderilmesinde, yaprak gübrelemeleri başarılı olmaktadır. Etkili bileşikler dahi, noksanlığın çok şiddetli olması durumunda kesin tedavi edici olamayabilir.

Demir, kurak veya yarı kurak bölgelerde oluşan topraklarda yetiştirilen bitkilerde noksanlığı en çok görülen mikro besin maddesidir.

Böyle topraklarda yetiştirilen bitkilerde demir noksanlığı görülmesinin sebebi ise, toprakta demirin yetersiz olmasından ziyade kurak koşullar nedeniyle toprakta fazla miktarda kireç bulunması ve toprak pH' nın yüksek olmasıdır.

Mikro elementler içerisinde demir toprakta en yüksek miktarda bulunan bitki besin maddesidir. Bir çok toprakta bulunan toplam demir miktarı % 3-5 civarındadır. Hatta bazı topraklarda bu rakam % 10'u bulmaktadır.

Toprakların toplam demir içeriğinin bitkinin demir beslenmesi açısından hiç önemli değildir. % 5 – 10 toplam demir içeren toprakla da yetişen bitkilerde demir noksanlığı gözlenebilmektedir. 

Kireçli topraklarda yetiştirilen bitkilerde görülen demir noksanlığının sebepleri çeşitlidir.

Kireçli topraklarda pH yüksek olduğundan demir bileşikleri çözünmez ve dolasıyla da bitkilerce alınamaz. Ancak kireçli topraklardaki demir noksanlığının tek açıklaması bu değildir. Topraktaki kirecin çözülmesiyle ortaya çıkan bikarbonat iyonları, demir noksanlığının en önemli bir diğer sebebidir.

Kök bölgesinde bulunan fazla bikarbonat iyonları bitki bünyesinde demirin hareketliliğini azaltarak noksanlık görülmesine neden olmaktadır.

Topraktaki kirecin çözünmesinde ortamdaki karbondioksit miktarının çok fazla artırıcı etkisi vardır. Bu nedenle, toprakta karbondioksit miktarını artıran havasızlık hallerinde bitkilerde demir klorozu ortaya çıkmaktadır.

Toprağın sıkışması, su basma uzun sureli yağışlar veya aşırı sulama gibi olayların demir noksanlığı yaratmaktadır. Toprakta karbondioksit birikmesine neden olan bir diğer etmen toprak strüktürünün bozuk olmasıdır. Onun için demir klorozu ile mücadelede toprak strüktürünü geliştirecek önlemler de önemli bir yer tutar.

Toprakta fazla miktarda bulunan fosfat ve nitrat iyonlan da demir klorozu yaratmaktadır.

Tarla ve bahçe tarımı yapılan topraklarda bu iyonların konsantrasyonu genellikle çok yüksek olmadığından bu risk pek fazla olmamakla beraber, örtü altı sebzeciliği de sürekli ve yüksek miktarda kullanılan fosforlu ve azotlu gübrelerin böyle bir sorun yaratması pek olasıdır.

Özellikle nitrat iyonlarının toprakta fazla bulunmasına neden olacak gübreleme den kaçınılmalıdır.

Demir noksanlığı, toprakta yüksek miktarda bulunan ağır metallerin etkilerinden de ortaya çıkabilmektedir. Özellikle bu konuda manganın etkisi fazladır.

Fazla manganın bu konudaki etkisinin, demir alımını azaltmasından değil, demirin enzim aktivitesi sağlamadaki görevini yapmasını engellemesinden ileri geldiği sanılmaktadır.

Toprak da bakir, çinko, krom, nikel gibi diğer ağır metallerin yüksek miktarlarda bulunması da demir klorozuna benzer belirtilere yol açmaktadır.

Türkiye topraklarının da büyük bolümü kurak ve yan kurak iklim koşulları altında oluşmuş, kireçli, pH'i yüksek olan topraklardır. Bu nedenle ülkemizde de mikro besin elementleri içerisinde noksanlığı en sık karşılaşılan iz elementlerden biri demirdir.

Demir noksanlığının giderilmesi de diğer iz elementlere göre daha zordur. Çünkü demirin bitkiye yarayışlılığını etkileyen pek çok etmen vardır. Yapılan her demir gübrelemesinden olumlu sonuç elde etmek her zaman mümkün olmayabilir.

Bunun nedeni, ya verilen demirin bitki tarafından alınamaması veya bitki tarafından alınsa bile, bitkide aktif olmamaktadır.

Bitkilerde demir noksanlığı sorununun çözülmesini güçleştiren sebeplerden biri de, bitki cins ve türleri ve çeşitler arasında demiri kullanma kabiliyetleri bakımından önemli farklılıklar bulunmasıdır. Bu farklılık hem inorganik demirden, hem de demir kleytlerinden yararlanmada görülebilmektedir.

Aynı toprak üzerinde, aynı koşullar altında yetiştirilen aynı türden farklı iki bitki çeşidinden biri şiddetli demir noksanlığı belirtileri gösterirken, diğeri tamamen normal gelişebilmektedir. 

Bu durum bazı bitkilerin demir stresi altında kalınca, demir alımını artıracak bir mekanizmaya sahip olmalarından ileri gelmektedir. Bazı bitkiler ise, genetik olarak böyle bir mekanizmaya sahip değildirler.

Demir stresi olunca, demir alımını ve demirin yarayışlılığını artıracak genetik özelliğe sahip bitkiler "demir - etkin" bitkiler olarak adlandırılır.

Demir etkin olmayan bitkilerin demir noksanlığından kurtarılması çok zor ve pahalıdır. Aynı bitki türünün çeşitleri arasında demir etkin olan ve olmayan çeşitler vardır.

Örneğin soya, domates, mısır gibi bitkilerin bazı çeşitleri demir etkin özelliğe sahiptir, bazı çeşitleri ise değildir. Demir sorunu olan toprakların üzerinde bu bitkilerin tarımı yapılacaksa, en iyi tedbir, demir etkin çeşitleri yetiştirmektir.

Yer kabuğunun % 5’ ini demir oluşturur. Topraklar genellikle demir açısından zengin olmasına karşılık ortamda Ca’un fazla olması ve havalanması uygun olmayan toprak şartlarında bitkiler demirden faydalanamazlar.

Bitkiler demiri daha ziyade Fe2+ formunda alırlar. Bazen de Fe3+ formunda alabilirler. Ayrıca demir kleytleri olarak ta alınabilmektedir.

Demir hangi formda alınırsa alınsın bitki bünyesinde Fe2+ formuna dönüşmeden kullanılamaz. Yüksek kalsiyum olduğunda yani toprak pH’sı yüksek iken demir bileşikleri Fe2+ ve Fe3+ formlarına indirgenemez. Öte yandan bikarbonat iyonları da demirin hareketliliğini azaltarak, alımını azaltabilirler.

Topraktaki kirecin çözünmesinde CO2’in önemli etkisi vardır. Havasız koşullar da CO2 oluşumuna sebep olmakta ve bu durum dolaylı olarak demir eksikliğiyle sonuçlanmaktadır. Sıkışık topraklar, uzun süreli sulama, aşırı yağışlar, yüksek taban suyu da demir alımını engelleyen unsurlardır.

Toprakta fazla miktarda ağır metal olması da (örneğin mangan) demir eksikliğine neden olmaktadır.

Demirin bitkilerdeki fizyolojik işlevi; bir çok enzim sisteminde prostetik gurup olarak görev yapan hem hemin maddelerinde yapı elementi olmasıyla ilgilidir.

Demir noksanlığı : noksanlık belirtileri öncelikle genç yapraklarda başlar ve yaprak damarları arsında sararma dikkat çeker.

Görünümleri oldukça tipiktir. Kolayca tanınırlar. En ince damarlar dahi yeşil kalarak bu damarlar arasındaki renk tamamıyla sarıya döner. Şiddetli noksanlıkta damarlarda sararabilir.

Bazen magnezyum noksanlığı ile karışır. Aradaki fark Mg noksanlığında sararma yaşlı yapraklarda görülür.

Demirde ise genç ve tepe noktalardaki yapraklarda belirtilere rastlanır

Meyve ağaçlarında Fe noksanlığının bazı dallarda görülüp, bazılarında görülmemesi sık görülür. Yaprak analizleri demir noksanlığının tanınmasında yeterli değildir.

Çünkü bazen klorozlu yaprağın demir içeriği sağlam olandan daha yüksek bile çıkabilmektedir. Bunun nedeni demirin bütün formlarının bitkiye yarayışlı olmamasından ileri gelir.

Tanının en kolay yolu uygun demir çözeltisini yapraklara püskürtmektir. Kloroz kaybolur veya hafiflerse Fe noksanlığı olduğu anlaşılır.

Demir gübrelemesi : Demir noksanlığının giderilmesinde yaprak gübrelemeleri etkili olmaktadır. İnorganik demir tuzları (örneğin demir sülfat) % 0,05 ve % 1 arasındaki konsantrasyonlarda püskürtülmesi faydalı olabilir. Dikkat edilecek husus tuz içerikli gübrelerin yapraklarda yanmalara neden olabileceğidir.

Yani uygulama zamanı ve konsantrasyon iyi ayarlanmalıdır.

Piyasada EDDHA ve EDTA ile şelatlanmış demir şelatları bulunmaktadır. Bunlar yapraktan ve topraktan başarı ile uygulanabilir.

Toprağa uygulandıklarında pH’ sı yüksek bir topraksa Fe-EDDHA daha iyi sonuç vermektedir. Bazen her iki şelatla da şelatlanmış demirli gübreler olabilir. Bunlar hem düşük, hem de yüksek pH’ da etkili olabilirler. Toprağa uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç büyüklüğüne göre ağaç başına 70-150 gr yetebilmektedir.

Bununla beraber şiddetli noksanlık durumunda bu oran 500 gr’ a kadar çıkarılabilir. Bağlarda ise asma başına 10-50 gr yeterlidir.

Demir şelatlarının toprağa verilmesi yaprağa verilmelerinden daha kesin sonuç verir. Ancak bu durumda kullanılacak miktar çok fazla olmaktadır ve maliyeti artmaktadır. Bu yüzden yaprak uygulamaları ekonomik açıdan daha uygundur. Ancak şiddetli noksanlık hallerinde toprak uygulamaları şarttır..