Aramaktan çekinmeyin 0532 521 67 47

Aramaktan çekinmeyin 0532 521 67 47

Yetiştiricilik Noksanlıklar Ürünler Zararlılar Hastalıklar Konular Havale bilgileri

Fındık Dal Kanseri Tanımı, zarar verdiği bitkiler, kontrolü, mücadelesi

FINDIK DAL KANSERİ TANIMI

Nectria galligena Bres.

Fındıklarda dal kanseri 250 m ve daha yüksek kesimlerde görülmekte, yükseklik arttıkça don zararına bağlı olarak hastalık şiddeti de artmaktadır.

Hastalık fındıkların gövde ve dallarında ve bunlardan çıkan yan dal veya dalcıkların dip çevresinde oluşmaktadır.

Bazı ocaklarda gövdelerin dip kısımlarında sürtünmeden dolayı oluşan yara yerlerinde de görülmektedir.

Fındıkta daha çok açık kanser şeklinde olan yaralar gövde ve dalların kabuklarında iç içe halkalar şeklinde ve merkezi çukurlaşmış şekildedir. 

Bu yaralar bazen 20 cm’ye kadar ulaşabilmektedir.

Yaralar genellikle dalın bir tarafında olmakta, bu dallar bir süre canlılıklarını sürdürebilmektedirler.

Hastalık etmeninin yaşlı kanserlerin kenarlarında, ölü kabukların altında, çatlaklar içinde bazen dağınık bazen de kümeler halinde olan küçük, parlak, kırmızı renkteki periteslerinden boşalan askosporları ile yeni enfeksiyonlar başlar.

Bunun için mutlaka yüksek orantılı nem veya yağmura ihtiyaç vardır. 

Bu koşullar ilkbahar ve sonbaharda oluştuğundan hastalığın bulaşması bu aylara rastlar.

Don olayından sonra ilkbaharda ve hasattan sonra sonbaharda bitkide oluşan yaralardan giriş yapan etmen 2 -3 yıl sonra tipik kanser yaralarına neden olur.

Hastalık nedeniyle ocaklardaki ağaç sayısı azalmakta, bazı ocaklar ise tamamen yok olmaktadır.

Hastalık etmeni bir fungus olup, hastalık ülkemizde genellikle 450 metre yükseltiden sonra görülmekte ve don zararından dolayı yükseltiye paralel olarak yoğunluğu da artmaktadır. Verim kaybı yanında hastalık nedeniyle ocaklardaki ağaç sayısı azalmakta, bazı ocaklar ise tamamen yok olmaktadır.

Hastalık nedeniyle fındıkların gövde ve dallarında ve bunlardan çıkan yan dal veya dalcıkların dip çevresinde kanserler görülür.

Ayrıca kanserler dalların birbirine sürtünme yerlerindeki yara yerlerinde de oluşur.

Kanser yaralarının büyümesi ve genişlemesi ilkbaharda oldukça hızlı olur ve merkezinde bulunan yan dalcık veya filiz daha sonraları buruşur, kurur ve ölürler.

Kanserler açık ve kapalı olmak üzere iki çeşittir.

Açık kanserler genellikle gövde ve dalların kabuklarında belirli, iç içe, elips şeklinde halkalı bir görünüme sahip ve merkezi çukurlaşmış eski ve büyük yaralardır.

Kanser yaraları 20 cm'ye kadar ulaşabilir.

Genç dallarda kapalı kanserler de görülür fakat bunlar da daha sonra açık kanserler haline gelir.

Fındıkta etmen don, kar, dolu nedeniyle oluşan yaralar ile hasat vb. işlemler sırasında oluşan yara ve çatlaklardan giriş yapar.

Hastalık etmeninin yaşlı kanserlerin kenarlarında, ölü kabukların altında, çatlaklar içinde bazen dağınık bazen de kümeler halinde olan küçük, parlak, kırmızı renkteki spor taşıyan yapıları mevcuttur.

Yüksek orantılı nem veya yağmur sayesinde buradan boşalan sporlar yine rüzgâr ve yağmur sayesinde yayılırlar ve yeni hastalık oluşumuna neden olurlar.

Gerekli şartlar ilkbahar ve sonbaharda sağlandığından hastalığın bulaşması bu aylarda olur.

FINDIK DAL KANSERİ MÜCADELESİ

Bahçelerde inokulum kaynağı olan bulaşık dallar budanmalı ve budama artıkları bahçeden uzaklaştırılarak yakılmalıdır.

 

Yüksek kesimlerde dona karşı nispeten dayanıklı çeşitler yetiştirilmelidir.

Hastalığa duyarlı olduğu bilinen çeşitlerin (Foşa ve Mincane gibi) dikiminden kaçınılmalıdır.

Etkili bir kimyasal mücadelesi olmamakla birlikte, erken ilkbaharda ve hasattan sonra sonbaharda budamanın arkasından %1’lik bordo bulamacı ile yapılacak ilaçlamalar, yara yerlerinden etmenin girişini engellemesi yönünden yararlı olabilir.

Kültürel kontrol

Çoklu kültürel teknikler N. ditissima'nın yayılmasını yönetebilir . Patojenin girebileceği yaraların sayısını en aza indirmek için, yerel iklime iyi adapte edilmiş ağaçları seçin.

Bazı bölgelerde, ağaçlar soğuk hava sıcaklıkları gibi çevresel streslerden dolayı hasara direnebilmelidir.

Kanser varsa, hasarlı dokuyu kuru koşullarda budamak önemlidir.

Kuru koşullar patojen için elverişsizdir, çünkü meyve yapılarının ve spor dağılımının gelişimini yasaklar.

Ekipmanın budamadan önce ve sonra dezenfekte edilmesi esastır patojenin bulaşmamış ağaçlara yayılmasını önlemek için. Kanserli dallar budama alanından çıkarılır ve devam riskini spor üretimini ortadan kaldırmak için yakılmalıdır.

Özellikle gübrede yüksek azot kullanımını sınırlamak çok önemlidir, çünkü N. ditissima'yı teşvik eder ve kolaylaştırır.

Kimyasal kontrol

N. ditissima'yı kontrol eden fungisitler sınırlıdır. N. ditissima'nın enfeksiyonu genellikle sonbahar ve ilkbahar-yaz döneminde yaralar yoluyla ortaya çıkar, bu nedenle o zamanlarda fungisitler uygulamak en iyisidir.

Fungisitler, mevcut kanserlerin sporülasyonunu önler veya azaltır, bu da patojeni yaymak için mevcut inokulumu azaltır.

Fungisitler ayrıca ağaçları N. ditissima'dan, uygun enfeksiyon bölgeleri üzerinde fungitoksik bir tortu yoluyla koruyabilir.

Karbendazim karışımı ve dithianon gibi bir kabuk fungisit, ciddi bir kanser problemi olan bölgelerde önerilen tedavidir.

Düşük kanser riski olan bölgelerde, ilkbahar-yaz aylarında bir kabuk fungisitinin uygulanması ve enfeksiyonu önlemek için yaprak düşüşünde uygulanan bakır oksiklorür önerilir. Kabuk fungisitleri, elma kabuklarını yönetmek için yaygın olarak kullanılsa da, doğru zamanda uygulandığında da kontrol edilir. Tiyofanat-metil, ağaçları patojene karşı koruduğu ve zaten enfekte olmuş bitkilerin sporülasyonunu bastırdığı için oldukça etkili olan bir başka fungisittir. Bununla birlikte, tiyofanat-metil uygulaması, akarlar gibi organizmalar üzerindeki zararı nedeniyle sınırlıdır.